Sade bir başlık ile sitemkâr bir yazıya başlıyorum. Neden sitemkâr, çünkü her yeni yıla coşkuyla girip umduğumuzu bulamayınca bir daha ki yeni yıl için beklentileri kat ve kat artırıyoruz. Her geri sayımda içimizden geçirdiğimiz o umut dolu dilekler yerini hayal kırıklığına bırakıyor. Sonuç olarak geriye "Hoşgeldin ama elin boş geldin be yeni yıl" demek düşüyor.
Zaten insanlığın öldüğü ve hatta insanın bir hayvan kadar değeri kalmadığı bu dünyada yeni yıla girip napıcaz yada ne kazanıcaz ? Ve hangimiz mutlu ve huzurlu giricez yeni yıla ? İsrail'in yaptığı uygulamaları izleyip vah vah diyoruz. Fakat yeni yıla girerken içimizde coşku ve sevinç barındırıyoruz. Peki nedir bu riyakarlık yada daha doğrusu umursamazlık ?
İnsanların kendi çıkarlarını düşünüp birbirlerine kazık atmak için tetikte beklediği bu saçma evrende barınmanın anlamı ne ki zaten.
Sanki 2008'i dolu dolu yaşadık mı ki, 2009'a girmekten mutluluk duyuyoruz. İnsanoğlu işte, kendini kandırmaktan hoşlanıyor. Yanıbaşımızda aç ve evsiz olanlara bakıp "Aa, ben değilim ki" deyip yeni yıla mutlu mesut girebiliyor.
Peki ya çıkarsa deyip alınan Milli Piyango biletlerine ne demeli ? "25 Milyon YTL" Güzel para evet. İnsanın hertürlü hayalini gerçekleştirmek için mükemmel bir ikramiye.. Hayal etmek, güzel şey..
Son olarak benim yeni yıldan beklentim; "İnsanların ve milletimizin uyanması"
Hepinize Mutlu Yıllar Dilerim..
Archive for 01.12.2008 - 01.01.2009
Şu sıralar Fragman izlenimlerinde patlama yapan bir filmden bahsetmek istiyorum. Hatırlayacağınız gibi Mahsun Kırmızıgül'ün yazıp yönettiği "Beyaz Melek" filmi birçok kesim tarafından etkileyici bulunmuştu. İşte bu başarısını "Güneşi Gördüm" filmiyle devam ettirmeye çalışan Kırmızıgül'ün filmi daha çıkmadan izlenme rekorları kırdı. Nasıl mı ? Tabiki Fragmanı ile :)
350 bin kadar kişinin izlediği Fragmanı bende bir izleyeyim dedim. Güzel bir filme benziyor. Konusuda gene Beyaz Melek'teki gibi etkileyici kanımca:
"Kars'tan İstanbul'a oradan Norveç ve Danimarka'ya uzanan Anadolu insanın hikayesi. Mahsun Kırmızıgül'ün çok ses getiren Beyaz Melek 'ten sonra ikinci filmi Güneşi Gördüm'de, birçok değerli oyuncu bir araya geldi..."
Oyuncu yönünden muhteşem bir kadroya sahip gerçekten. Yani oyuncu performansı yönünden çok doyurucu bir film olacağı kesin.
Fragmanı izlemek için Tıklayın.
Taşıyıcı filmine hayranlık duyan birisi olarak son serinin çıkmasına çok sevindim doğrusu :) Zaten bu adamın oynadığı filmleri izlemek ayrı bir tat katıyor. Taşıyıcı 1 ve Taşıyıcı 2'deki performanslarını karşılaştırmak istemiyorum. Çünkü her ikisinde de üstün bir efor sarfetti. Ama Taşıyıcı 2 daha bir güzeldi sanki :)
İşte bu son seride, yani Taşıyıcı 3'de aşk var aşk.! Zaten filmin konusu ne olursa olsun bir aşk yaşanmalı diye düşünüyorum :) Neyse filmin özet anlatımına geçelim diyorum:
“Transporter 3”te Frank Martin’i, Marsilya’daki Ukrayna Çevre Koruma Ajansı Başkanı Leonid Vasilev’in kaçırılan kızı Valentina’yı Ukrayna’ya götürme görevini almış buluruz.Valentina’yı alıp Stuttgart ve Budapeşte üzerinden Karadeniz kıyısındaki Odessa’ya götürmekle yükümlüdür.
Yolculuk sırasında Müfettiş Tarconi’in yardımını alan Frank’i sayısız zorluklar beklemektedir. Bir yandan bu işi alması için baskı yapan insanlarla uğraşırken bir yandan da Vasilev tarafından gönderilen ajanlarla başa çıkmak zorundadır. Sürekli alaycı tavır takınan Valentina’nın işbirliği yapmaktan uzak havası da işini zorlaştırır. Hayatlarını tehdit eden birçok saldırıdan kılpayı kurtula kurtula kaçmaya çalışan Frank ile Valentina kısa sürede birbirlerine aşık olacaklardır.
Birde Fragman videonunu linkini vermeden önce şunu belirteyim, bu seferki dövüş ve aksiyon sahneleri çok hareketli ve nefesleri kesici olacak :) Hadi iyi seyirler.
Taşıyıcı 3 Fragman Videosu
Reuters Haber Ajans'ının 2008'in en popüler haber olarak neyi seçtiğine bir bakalım hele; "Karısına Genelevde Rastladı." (Vaov, tam bir kaos ortamı :)
Bu Haber gerçekten çok ilgimi çekti. Hatta üstünde biraz yaratıcılığımı konuşturdum ve bu yazıya başlamış bulundum. Şimdi, 14 sene aynı yastığa baş koyan bu Polonyalı karı koca nasıl ve hangi ruh haliyle karşılaştılar ?
Muzip biri olduğumdan bu ruh halinin içine biraz espri serpiştirmek istiyorum :) Şöyle ki; kadın ek gelir için bu işe başvurduğunu söylemiş. Peki erkek napmış ? Ek zevk yada ek fantezi için mi Geneleve gitti ?
Bunları da geçtim, peki ya karşılaştıkları andaki tepkileri sizce ne olmuştur ? Örneğin; (Birbirlerine durumu çaktırmadan işten sıyrılma) "Hanım işte çok yoruldum, bi acı Polonya kahvesi (Salladım) yapta içelim. - Peki hayatım" yada "Ne işin var senin burda kadın ! - Ne işim olcak bey, ek iş olarak bunu yapıyorum. - Nee .! Demek ek iş olarak kendini satıyorsun !!! - Hayır be, evlere temizliğe gidiyorum işte. - Hee iyi tamam." :)
Tamam ya daha fazla saçmalamak istemiyorum. Bu yılın en popüler haberi bumudur bilmiyorum ama En İronik haberi olduğundan eminim :)
Saygılar..
Galatasaray 4 - 2 Besiktas Genis Maç Özeti
- Tabuhan tarafından gönderildi.
- Tarih 21 Ara 2008 at 12/21/2008

Yılın son derbisinde nefesler tutuldu ve gözler bu maça çevrildi. Fakat Beşiktaş'ın Hüsranı ve Galatasaray'ın sevinci ile noktalandı :) Aslında Beşiktaş büyük umutlarla gitmişti Ali Sami Yen'e ama Galatasaray'ında kendini ispatlaması ve Fenerbahçe yenilgisini unutturması gerekiyordu. Sonuç olarak böyle de oldu :)
Maçtaki Hattrick sahibi Milan Maros'un yıldız olduğunu söyleyemem. Çünkü ikisini penaltıdan attı ve bunun için onu göklere çıkarmaya hiç gerek yok :) Ama Galatasaray'ın başarısını tebrik etmek istiyorum. Kendileri için çok önemli olan bu maçı lehine bir sonuçla tamamladılar.
Ligin ilk yarısı bitti ve geçen seneki gibi Sivasspor'un Birinciliği ile noktalandı. Bir anadolu klübünün bu kadar istikrarlı olmasıda ayrı bir zevk katıyor Süper Lig'e..
Neyse efendim, Beşiktaşlı taraftarlara büyük geçmiş olsun diyerek yazımı bitiriyorum. Maçın Geniş Özet Video'sunu İnternete düştüğünde paylaşıcam :) Şimdilik geniş özet anlatımını paylaşaım.
Buradan Geniş Özete Ulaşabilirsiniz.
Düzenleme: Maçın Gollerini Aşağıdaki Video Oynatıcıdan izleyebilirsiniz.
Çünkü Resime tıkladığınızda Happy Holidays, Schöne Feiertage gibi 9 ayrı dilde İyi Tatiller yazısı çıkıyor. İşin ilginç yanı; tam ortada "???" soru işareti var. Acaba resimdeki şahsın kim olduğunu mu tahmin etmemizi istiyor. Yoksa yarışma tarzı birşeyler mi dönüyor bilemiyorum. Açıkçası pek bir bilgiye de ulaşamadım. Sizde Şuradan bir bakın.
Mim / Özür Falan Dilemiyoruz
- Süleyman S. Aras tarafından gönderildi.
- Tarih 20 Ara 2008 at 12/20/2008
Eğer bir millet, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.” saçmalığıyla kandırılmışsa o milletin her türlü alçaklığa ve hatta hainliğe açık olması, hiç hesapta yokken sırtından vurulması kaçınılmazdır. Bu esas meseleye döneceğiz.
Osmanlı Devleti bile haklar bakımından ayrım yapmamasına rağmen Türk’ü Türk, Ermeni’yi Ermeni, Rum’u Rum olarak adlandırmış ve ırkların iyi niyetli de olsa kötü niyetli de olsa birbirine karışmasının önüne geçmiştir. Hal böyleyken “milleti sadıka(!)” olarak adlandırılan Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı ile başlayan işgaller esnasında yüz yıllarca barış ve güvenlik içinde yaşadıkları bu devlete ve onun asli unsuru olan Türklere, tarihin kaydedebileceği en utanç verici hainliği yapmışlardır.
Osmanlı Devleti’nin, Ermenilerin bu hainliklerine daha fazla müsaade etmesi düşünülemezdi. Onları yoğun olarak yaşadıkları yerlerden başka yerlerde yaşamaya mecbur etti. Bu zorunlu göç olayının adı dünya kurulalı beri “tehcir” iken kimi geri zekâlılarca hala soykırım olduğu iddia edilmektedir. Şimdi tüm kalbimle söylüyorum ki, o dönemde yaşattıklarından dolayı, olayların sorumlusu tek bir Ermeni’nin bile başı gövdesinin üstünde bırakılmasaydı. Keşke tarihin gördüğü ve göreceği en acımasız soykırım yapılsaydı. “Bu şekilde bir temennide nasıl bulunabiliyorsun?” diye sorabilirsiniz. Olayları, yaşayan canlı şahitlerden dinleyen bir Erzurumlu olarak konuşuyorum. Bu öfkeyi içimde hep diri tuttum ve tutacağım da!
Şimdi esas meselemize dönelim. O dönemlerde yaşananların tehcir değil de soykırım olduğunu iddia eden tezler var ve dünya eksenli Ermeni diasporası, bunun tanınmasını ve Osmanlının mirasçısı Türkiye’nin bunu soykırım olarak kabul etmesini ve sonuçlarını (özür dileme, tazminat ödeme) yerine getirmesini istiyor. Bunun için de lobi çalışmalarına devam ediyor. Bu bağlamda, geçtiğimiz günlerde, Türkiye’de kendilerine aydın denen başta Baskın Oran olmak üzere bir grup hain, internet üzerinde, Ermenilerden özür dileme kampanyası başlattı. İmza sayısı on binleri buldu. Bunun nasıl olduğunu hemen izah edeyim. İşte ilk paragrafta belirttiğim “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.” saçmalığı buradan ileri geliyor. Bu imza kampanyasını başlatanlar ve ona atılan on binlerce imzanın sahibi Türk değil ki! Kendilerini hiçbir zaman da Türk olarak görmediler ve bu millete hep düşmanlık beslediler. Onlar, benim “keşke soykırıma uğrasalardı” dediğim Ermenilerin artıklarıdır. Kimisi bu vatanda açık kimliğiyle yaşadı (ki benim bunlara bir diyeceğim olamaz) kimisi ise kripto olarak (bazı sinsi emelleri için kendini gizleyerek) varlığını sürdürdü. O sinsi emellerin eylemleri ise her zaman sahnede…
Şimdi tiyatroya bakar mısınız? Bir tarafta, Birinci Dünya Savaşı’nda Türklere en insanlık dışı muameleyi yapan hainler, diğer tarafta, o dönemde yaşananlardan dolayı Ermenilerden özür dileyenler… Ki bu özürcüler, o hainlerin öz be öz torunları. Yani Ermeni, Ermeni’den özür diliyor. Kimin adına? Türk milleti ve devleti adına! Hadin oradan lan hainler! Siz kimi kandırıyorsunuz?
Evet, özürcüler Baskın Oran ve avanesi ve onlara katılan on binlerce hain o imzalarını çok rahat atmış olabilirler. Çünkü ne Baskın Oran’ın ne onun gibi aydınsıların ne de onların peşinde koşan sürülerin analarının göğsü kesilerek şehrin duvarlarına çivilenmedi, bacılarının ve kızlarının ırzına geçilmedi, beşikteki bebekleri hançerlenmedi, yaşlıları binlerce hakarete uğramadı, kutsal mekânlarına ve diğer kutsallarına saldırılmadı. Onlar, geçmişte dedelerinin yaptığı bu küstahlıklar ve hainliklerle hâlâ övünebilen zavallılardır. Bugün ellerine aynı fırsat geçsin yine aynı şeyleri yapmaya kalkışacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın.
Şimdi onları geçtik; o devşirmelerin ve kriptoların özrü umurumuzda değil. Onları geçtik. Ve fakat çakma Türkler değil de eğer gerçek Türkler özür dileyecekse Rusların, İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanların kucağına oturarak şımarıklık, hainlik ve zalimlik zirvelerini zorlayan, olayların esas sorumlusu olan ve tehcirden çok daha fazlasını hak eden Ermeniler ne yapacak?
Acun Acun Acun..
Bu adamı oldum olası kıskanmışımdır. Dünya'da gezmedik, görmedik yer bırakmadığı için ve yaptığı başarılı çalışmalarla Türkiye Televizyonlarına renk getirdiği için tabiki.
Varmısın Yokmusun Programıyla karşımıza gelen ve yaptığı müthiş ataklarla süper bir izleyici kitlesi oluşturan Acun Ilıcalı'yı alkışlamak istiyorum :) Müthiş ataklar derken, C. Aguilera'yı yarışmacı olarak programa alması ve önümüzdeki C.tesi gelecek olan ve muhtemelen Reyting rekoru kıracak olan 50 Cent'i getirmesi...
Ayrıca ortada çok büyük paralar dönüyor. Kolay değil Dünya Starlarını Türk Televizyonundaki Programlara çıkartmak.
20 Aralık Cumartesi akşamı nefesler tutulacak diyebilirim. Hatta Oksijen tüplerimizi yanımızda bulundurmamız şart :) Şaka bir yana, bu süper gece de izleyici olarak programa katılma şansınızda var.
Buradan başvuru formunu doldurmanız yeterli.
Not: 15 Yaşından küçükler katılamaz :)
ABD için sinek vızıltısı mahiyetinde olan bu saldırılarda da genelde iç savaş görüntüsü hâkimdi. Çünkü çatışanlar işbirlikçiler ve direnişçiler olarak ayrılıyordu. Bizzat ABD unsurlarına da kayıp verdiriliyor olsa da bunlar ABD ve dünya kamuoyu için çok da önemli değildi.
Ne zaman ki, Muntazar El Zeydi isimli onurlu bir gazeteci, kendisi için en önemli silahı olan ayakkabılarını kullandı o zaman dünyanın Irak direnişine bakışı tamamen değişti.
ABD’nin, görev süresi bitmekte olan başkanı (ki kendisi şeytan tohumudur) George W. Bush Irak’a veda ziyareti sırasında kameralar karşısında basın toplantısı düzenliyordu. Muntazar El Zeydi bütün onur, nefret, öfke, direniş ve insanlık silahlarıyla, bombalarıyla donattığı 43 numaralı bir çift ayakkabısını Bush’a doğru yönlendirmişti bile. O soluk benizli şeytan ne olduğunu anlayacak kadar zaman bulamamasına rağmen kendisini ayakkabılardan korumuştu.
Bu saldırı karşısında ABD o kadar küçük düşürüldü ki, bana göre bu durum ikiz kulelerin yıkılmasından daha büyük bir yıkımdır ABD için. İkiz kuleleri yıkan ABD derin devletiyken Bush’un suratına okkalı bir Osmanlı Tokatı gibi inen bu hareket sivil, bireysel, anlamlı, onurlu ve büyük bir eylemdir.
Şimdi ABD dâhil bütün dünya kamuoyu Bush’un suratında patlayan bu direnişi konuşuyor. ABD, Bush, Batı değerleri, emperyalizm vs. hiç bu kadar küçük düşürülüp ezilememişti bugüne kadar. Biz Türklerin “tükürükle boğmak” deyiminin yanına Iraklılar da artık “ayakkabıyla kovmak” deyimini eklemişlerdir. Ellerine sağlık Muntazar El Zeydi. Bütün “ayak” olarak görülenleri ve ezilenleri birleştirdiğin ve Iraklıları uyandırdığın için…
Yaklaşık bir haftaya yakın hiç yazı yazmadım. Tabi keyfimden değil, kendimce sorunlarım olduğu içindi. Bu sıkıntılı dönemi atlattıktan sonra acaba ne yazsam dönemi başladı. Hayatı dönem dönem yaşıyorum ve her dönemde yeni bir çağ atlıyorum. Çağ demişken, yazacağım konuyu buldum :)
Evet Arog'dan bahsedicem. Herkes konuşuyor, herkes kendi fikirlerini yazıyor ve söylüyor. Peki ben niye susayım değil mi ama :) Dikkati mi çekti de, şu aralar Arog'a çok fazla yükleniliyor. RRrr diye bir film mi varmış neymiş, hesapta ondan çalıntı sahne ve dekorlar varmış. Yok efendim Film hiç komik değilmiş, Muro daha iyimiş falan filan..
Bizim seyircimiz zaten çok acımasız orası kesin :) Filmi yapan Cem Yılmaz olunca şöyle bir yargıya varılıyor: "Ya bu adam Türkiye'nin önde hatta ilk sırada gelen komedyenlerinden biri, nasıl olurda böyle bir film yapar" Beklenti bu denli büyük olunca, seyir keyfi de o denli düşüyor bence. Neden derseniz, insanlar filme gittiklerinde Stand-up izleyeceklerini falan sanıyorlar. Hâl böyle olunca da az güldürüyor diye filme afedersiniz B.k atanlar çok oluyor. Bir söz vardı: "Çamur at izi kalsın" hesabı durmadan kötülüyorlar.
Şahsen ben geçen hafta Sinemaya gidip merakla izledim nasıl bir film olmuş diye ve Gora'daki hayal kırıklığını burada yaşamadığımı gördüm. Espriler daha kuvvetli ve güldürücüydü. Salondaki herkes kahkahalarla yıkılıyordu adeta. Tabi ben gülüyorum diye gülenlerde vardı :) Hatta yanımdaki arkadaşımın hayvani bir ses tonuyla güldüğü sahne vardı ki, oraya salondaki hiç kimse gülmedi. Böylesine yabancılaştığım bir yerde izledim filmi ama gayet mutlu mesut ayrıldım diyebilirim :)
Aslında bu konuya hiç değinmiyecektim. Ama birileri filmin gişeleri altüst etmesinden rahatsız olmuş ki, böyle ağır eleştiriler yapıyor. Ben niye susayım ozaman :) Filmi beğenmeyenlerle de tartışmaya açığım. Son olarak Recep İvedik filmini örnek göstermek istiyorum. En çok izlenen film olmuştu ama kalite açısından berbat olduğu için sadece Recep'in o maganda Türk erkeği tiplemesine güldük. Ama Arog'da en azından kalite farkı var diyorum ben..
1. Cheat Engine
2. Art Money
Şimdi aşağıdaki resimlere bakarak çok iyi bir şekilde anlıcaksınız. Maximum damage'yi anlatıcam.Evet başlıyalım.
Yukarıda gördüğünüz gibi, bilgisayar resmine tıklıyoruz.
Şimdi invertory'e girelim ve elimizdeki bıçağa bakalım.
Evet 5-10 arası vuruyor. 5'i 8 ile çarpıcaz ve sonuç 40 çıkıcak. Neden 8 derseniz, bilgisayardaki veriler 1 byte şeklinde tutulur ve 1 byte ise 8 bittir. Bu yuzden 8 ile çarpıyoruz herşeyi.
Yukarıda gördüğümüz gibi 8 ile çarptım ve value kısmına 40 yazdım ve first scan dedim. Dedikten sonra şu ekran gelicek;
Burada da sol tarafta sayılar görücez. Şimdi elimize başka silah takalım ve onun minimum damagesini 8 ile çarpalım.
Şimdi programımıza dönelim ve value kısmına 432 yazalım.
Sol tarafta onca rakamdan sonra 1 tane rakam var. Şimdi ona çift tıklıyalım
Kutucuga tıklıyoruz ve aktif hale getiriyoruz hilemizi.
Burada da 432'nin üstüne çift tıklıyoruz ve çıkan penceredeki değeri 80000 yapıyoruz.
Burada da işte değeri 80000 yapıyoruz ve hilemiz oldu. 432 olsaydı az vurucaktı 80000 yaptık daha fazla vurucak.
Şimdi oyuna dönelim ve bir göreve girelim bir yaratık kesmeye çalışalım.
Önceki yazımda Google'ın Sinema salonları ve seansları hizmetinden Bahsetmiştim. Bu seferde Maç sonuçları hizmetinden bahsedelim:
Şuan için yeni gözüme çarpan bir özellik olduğu için çok detaylı inceleme fırsatı bulamadım. Zaten Google içinde yeni bir servis olduğundan biraz kısıtlı başlamışlar. Yani İngiltere Premier Liginin tamamı ve Almanya, İtalya ve Hollanda gibi ülkelerden bazı takımları içeriyor.
Örnek bir arama ile anlatmak gerekirse yukarıdaki resime tıklayıp ne demek istediğimi anlayacaksınız. Örneğin Google'a "Chelsea" yazıp arama yaptığımızda ilk sırada son yaptığı maçın tarihi ve sonucu çıkıyor. Onun hemen altında ise bir sonraki yapacağı maçın saati ve kiminle olduğu yazıyor. Ama dediğim gibi biraz sınırlı yapılmış. Öyle her takımı bulmanız zor :)
Gene de Google'ın sunduğu hizmetler çok daha iyiye gidiyor. Hadi hayırlısı bakalım.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan Youtube gerçeği:
Atatürk'e yapılan saygısızlıklardan ötürü kapatılan Youtube hakkında Sn. Yıldırım bakın neler anlatmış..
"Youtube meselesi maalesef amacını aşan bir noktaya getirildi. Bundan biz de rahatsızız." dedi. Buna ek olarak Youtube yasağı konusunda alınan kararın Hakimlerin Bilişim Uzmanlığının olmadığı gerekçesini sundu.
Pire için yorgan yakmayı çok seven bir toplum olduğumuz için, yasalarımız bile bu mantığı devam ettiriyor. (Bkz. Blogger Yasağı)
Birde AB İlerleme Raporu'nda, bu konuda Türkiye'nin 'Yasakçı' ilan edilmediğini ifade eden Bakan Yıldırım, 'Ben raporu okudum. Diyor ki; 'internet suçlarına karşı verilen cezalar orantısız'. Orantısızdan kastı, bir içeriğin çıkarılması gerekirken sitenin tamamının kapatılması kararı veriliyor' dedi.
Buradaki Yasakçı kelimesine bende karşıyım. Yasakçı bir ülke kesinlikle değiliz. Fakat işin kolayına kaçmayı sevdiğimiz için kararlar geneli kapsıyor. Yani gerekli suçlar (Video) ortadan kaldırılcağına suç mahallini (Youtube) komple kaldırma yoluna gidiyorlar. İşte bu konuda orantısız olabiliriz.
Az ve öz de olsa bunlar benim düşüncelerim. Ama Ülkemizde İnternet alanındaki suçlara karşı koyulan yaptırımlar çok acımasız, burası kesin.!
İşte Google'dan yepyeni bir özellik daha:
İyi seyirler :)
Dipnot: Resmin üzerine tıklayarak büyük boy olarak inceleyebilirsiniz.

